Sosyalleştirdiklerimizden misiniz?

Son yıllarda hepimiz sanatçı, hepimiz ünlü olduk biraz…

Sosyal Medya 14.07.2015, 12:52 14.07.2015, 15:54
138
Sosyalleştirdiklerimizden misiniz?
 Sosyal medyanın her geçen gün üzerine koyarak ilerlediği (!) bu yıllarda dönemsel sanatçılar ve dönemsel ünlüler türemeye başladı. Her alanın kendine has bilinen isimleri, fenomenleri ortaya çıktı. Önce acayip şeyler yazan adamlar ve kadınlar çıktı ortaya, ardından ise daha başka şeyler. Bu günlerde ise bir kombinasyon merakı aldı herkesi gidiyor; ahşap masa, kahve, kitap ya da dergi. Hemen hepimiz ya da ‘bir arkadaşımız’ bu tip fotoğraflardan paylaşıyor sanırım. Bunlar son nokta tabi. Peki buraya nasıl geldik?

Facebook diye bir şey çıkmış, eski okul arkadaşlarımı bulacağım!

2004 yılında Harvard Üniversitesi’nde Mark Zukenberg adında bir adam hayatımıza The Facebook diye bir şey soktu. Önce ABD’de okullar arasında yaygınlaşan bu web sitesi, zamanla adındaki fazlalıktan kurtuldu ve Facebook’a dönüştü. Sonraki yıllarında ülkemize giren Facebook’un dil seçeneklerine Türkçe’nin eklenmesinin ardından patlama yaşandı ve insanlar akın akın ‘okul arkadaşları’nı aramaya başladı. Bu ana kadar pek sorun yoktu aslında. Çünkü daha önce de Yonja, Hi5, Netlog gibi web siteleri kullanılıyordu. Fotoğraf paylaşımlarının olması da değildi mesele olan. Mevzunun çıkmasının nedeni o fotoğrafların altındaki ‘Like’ butonları oldu. İnsanın özünde olan beğenilmeyi harekete geçiren bu butonlara tık’layanlar arttıkça, buna doğru orantılı olarak paylaşımlar da arttı. Önce vesikalık kıvamında olan fotoğraflar, abuk sabuk bir hal almaya başladı. Photoshop’un nimetlerinden de faydalanan (!) insanlar ne buldularsa Facebook’a yüklemeye başladılar. Bu paylaşım çılgınlığının önünü yalnızca ‘Unlike’ tuşu alabilirdi fakat bu gittikçe büyüyen sanal gezegene bu tuşu koymamışlardı. Beğenilmediğini anlamak için kötü yorum almak gerekti ama yorumlara sansür uygulama fırsatımız da oldu. Video eklenmesi de cabasıydı. Artık Youtube’a girmeye ne hacet! Nasılsa her şey Facebook’taydı. Bu kadarla kalsaydı belki şu anki noktaya gelmezdi olaylar ancak araya sıkıştırılan bir özellik vardı ki, hepimiz denedik: ‘Dürtme’. Gerçek hayatta karşılığında kötü bir tepki alınması muhtemel olan ‘Dürtme’, insanların yüklediği anlamlardan mı bilinmez oldukça keyif verdi. Bir de uygulamalar eklenince artık Facebook her şeydi. O sıralar ortaya çıkan Twitter, Facebook’a rakip oldu ancak gençler hallerinden memnundu. Hem kendimizi 140 karakterle bir şeyler anlatmaya zorlamaya ne gerek vardı? Ancak Facebook’ta bir şeyler ters gitmeye başladı ve bu siteye teyzeler, amcalar, emekliler vs. hücum etti. Önlem olarak oluşturulan kapalı gruplar da çare olmadı ve artık Facebook’u biraz da onlar okul arkadaşlarını bulsunlar diye teyzelere, amcalara bıraktık. Biz yeterince faydalanmıştık zaten.
Twitter ne yaaa, 140 karakterle ne anlatacaksın?

Twitter her ne kadar 2006 yılında kurulsa da geliştirilmesi falan derken, bize gelişi biraz geç oldu. Arkadaş sistemi üzerine kurulan Facebook’un aksine Twitter, takipçi sistemiyle ilerliyordu. Tanımasanız da istediğinizi takip edebiliyor, gerekli gereksiz her şeyden haberdar olabiliyordunuz. Özellikle ünlü isimlerin kendilerinin yönettiği sayfalar bir hayli ilgi çekiyordu. Facebook’la başlayan sosyal kariyerimizin ardından, Twitter’a uyum sağlamak gibi sorunlarımız pek olmadı açıkçası. 140 karaktere alışınca hep varmış gibi hissetmeye başladık. Bunun yanında kullanıcıların pek çoğunun Twitter’da olma nedeni aynıydı: ‘Burası daha elit’. Twitter’ı önceleri cazip hale getiren sebeplerden biri, yalnızca Facebook’ta görmekten sıkıldığımız arkadaşlarımız değil, hiç tanımadığımız isimlerin bizi takip ediyor olmasıydı. Zamanla bu bir yarışa döndü. Can sıkıcı ‘Takip edeni, takip ederim’ciler türemeye başladı. Twitter fenomenlerinin aralarına katılmak isteyen pek çok kişi, takipçi kazanmak için bu yolu izledi. Hele reklam için fenomenlerin kullanılmaya başlanması ve bu işten para kazanılıyor olması olayı oldukça içler acısı bir duruma götürmeye başladı. Favoriler, retweet’ler hala eğlenceli olsa da daha eğlenceli bir şey çıktı: ‘Yer bildirimi’. Her şeyimizden haberdar olan takipçilerimiz ve arkadaş listemiz bir tek nerede olduğumuzu merak eder olmuştu artık. I’m at … Ayrı bir uygulama olan Foursquare, bir şekilde Twitter eklentisi gibi sürekli önümüze çıkıyordu. Sonrasında yine tuhaf bir şeyler oldu ve sebebini hala bilmediğim bir şekilde amcalar, teyzeler bu kez Twitter alemine girmeye başladı.
Instagram çıktı, hücum!

Twitter ile yarışını sürdüren Facebook Inc, Instagram diye bir uygulama yayınladı ve hayatlarımıza yeni bir soluk getirdi. Akıllı telefonlardan girilmedikçe bir lezzeti olmayan bu uygulama, hem Facebook Inc’ye hem de akıllı telefon pazarında yarışan teknoloji şirketlerine yaradı. Şimdi yazmayı bırakıp, yeniden fotoğraflara abanma günü ancak nasıl fotoğraflar? Vesikalık olayına burada da girmedik değil aslında, sadece vesikalık fotoğraf değil ‘selfie’ çektik. Oscar töreni, ünlüler derken selfie’ye bir isim bulmak gerekliliği de doğunca aramalar başladı ve TDK vatandaşların isteği doğrultusunda Selfie‘yi özçekim olarak kabul etti. Özçekim, mastürbasyonun Türkçe hallerinden biri gibi dursa da diğer seçeneklerin seçilmesi durumunda selfie’nin Türkçe karşılığı, “kendiçekim, görçek, kendinçek ve bakçek” kelimelerinden biri olacaktı. Instagram’da çeşitli alanlara yönelik hesaplara olan ilgi artmaya devam etti. Özellikle reklamcılar için, aranan pazar niteliğindeydi ve öyle de değerlendirildi.
Başladığımız noktaya bu aşamada gelindi. Birden bire herkes, tahta masa, kahve ve kitap kombinasyonu fotoğrafları paylaşmaya başladı. Daha doğrusu yine ne bulduysak paylaştık ancak bu paylaşımlar en fazla beğenilenler oldu bu kez. 2000’li yıllarla birlikte özellikle birbirinden etkilenen beğenilerimiz etkilenme eziyetinden tamamen kurtuldu. Çünkü artık hepimiz aynıyız. Bir de Instagram’da Facebook’taki gibi albüm oluşturma mantığının olmaması ve bir şey yazmak zorunda olmamamız işleri daha kolay hale getirdi ve ilgiyi de arttırdı. Filtreler sayesinde hepimiz fotoğrafçı olduk sonunda ve artık gezdiğimiz yerlerin fotoğrafını paylaşmak kaldı bize.
Instagram’dan kalan vakitlerde ise hala Twitter ve Facebook’u kontrol etmek, olağan şeyler yani. Konuşmaya ise gerek yok…
Yorumlar (0)
12°
açık
Günün Anketi Tümü
Kaç Yaşındasınız ?
Namaz Vakti 06 Nisan 2020
İmsak 05:46
Güneş 07:10
Öğle 13:18
İkindi 16:37
Akşam 19:16
Yatsı 20:35
Puan Durumu
Takımlar O P
1. Trabzonspor 26 53
2. Başakşehir 26 53
3. Galatasaray 26 50
4. Sivasspor 26 49
5. Beşiktaş 26 44
6. Alanyaspor 26 43
7. Fenerbahçe 26 40
8. Göztepe 26 37
9. Gaziantep FK 26 32
10. Denizlispor 26 31
11. Antalyaspor 26 30
12. Gençlerbirliği 26 28
13. Kasımpaşa 26 26
14. Konyaspor 26 26
15. Malatyaspor 26 25
16. Çaykur Rizespor 26 25
17. Ankaragücü 26 23
18. Kayserispor 26 22
Takımlar O P
1. Hatayspor 28 53
2. Erzurum BB 28 47
3. Bursaspor 28 46
4. Adana Demirspor 28 45
5. Akhisar Bld.Spor 28 45
6. Fatih Karagümrük 28 43
7. Altay 28 43
8. Ümraniye 28 40
9. Giresunspor 27 38
10. Keçiörengücü 28 35
11. Balıkesirspor 28 35
12. Menemen Belediyespor 28 35
13. İstanbulspor 27 33
14. Altınordu 28 31
15. Boluspor 28 25
16. Osmanlıspor 28 24
17. Adanaspor 28 20
18. Eskişehirspor 28 17
Takımlar O P
1. Liverpool 29 82
2. Man City 28 57
3. Leicester City 29 53
4. Chelsea 29 48
5. M. United 29 45
6. Wolverhampton 29 43
7. Sheffield United 28 43
8. Tottenham 29 41
9. Arsenal 28 40
10. Burnley 29 39
11. Crystal Palace 29 39
12. Everton 29 37
13. Newcastle 29 35
14. Southampton 29 34
15. Brighton 29 29
16. West Ham 29 27
17. Watford 29 27
18. Bournemouth 29 27
19. Aston Villa 28 25
20. Norwich City 29 21
Takımlar O P
1. Barcelona 27 58
2. Real Madrid 27 56
3. Sevilla 27 47
4. Real Sociedad 27 46
5. Getafe 27 46
6. Atletico Madrid 27 45
7. Valencia 27 42
8. Villarreal 27 38
9. Granada 27 38
10. Athletic Bilbao 27 37
11. Osasuna 27 34
12. Real Betis 27 33
13. Levante 27 33
14. Deportivo Alaves 27 32
15. Real Valladolid 27 29
16. Eibar 27 27
17. Celta de Vigo 27 26
18. Mallorca 27 25
19. Leganés 27 23
20. Espanyol 27 20